Aşık olduğun bisiklette yaşama veda ...


 


Işıklar içinde ol Saim Tatlıcılar Ağabey…
Soyadına yakışan biriydi. Kendinden küçüklere bile “Ağabey” derdi. Dilinde mütevazılık, şakacılık ve en önemlisi bisiklet vardı. Eski günleri anarken, dönemindekilere takılmadan yapamazdı.
Geleneksel olarak yıllardır düzenlenen “Şampiyon Bisikletçiler Buluşma Kampı’nı hiç aksatmazdı. Antalya-Manavgat-Çolaklı da yine bir aradaydık. Kahvaltıda kadim dostu Kudret Er’e takılmadan edemedi. Çay almaya davrandığında “Ben hallederim” deyip yeniledim çayları. Sohbetin konusu bisikletti. Çok sayıda bisikletçinin yetişmesine, bisiklet sporunun Bursa bölgesinde gelişmesine büyük katkılar koymuştu.
Toplu sürüş için belirlenen kapı önünde buluşmaya en erken gelendi. Pro sporcular gibi tam takım giyinmiş otelin önünde adeta pistte dolaşır gibi ısınıyordu. Tüm grupla fotoğraf çekimleri yapılırken gençlere “Ne o yahu ihtiyarların arasında mı yer alacağım!” dedi gülerek. 88 yaşında hissetmiyordu kendini.
Sol ayağındaki menüsküs nedeniyle pedala kalini kilitlemekte sıkıntı çektiğini anlattı. Önce sağ ayağını taktığı için solunu bükemediğinden yakındı. Bizde önce sol ayağını pedal yerdeyken takmasını sonra sağlam olan sağ ayağını takmasını önerdiğimizde “Ağabey biliyorum da alışmamışım merete, bir türlü beceremiyorum. Geçmişten gelen bir alışkanlık” deyip bastı kahkahayı. Garmin’i yeni almıştı Murat Suyabatmaz’a gülerek soruyordu “Bu nasıl çalışır, nasıl kapanır vs.”
İlk gün grup sürüşüne çıktıklarında arkadan araç takibi yapılmasına rağmen atak yapıp kaçmış, sonrada yolu kaybettiğinden diğer arkadaşıyla gurubu da kaçırmışlardı. Guruptan önce ötele gelip kapının önündeki bankta dinleniyordu. “Ağabey ne oldu beyav anlayamadım. Grup ortada yok kaç tur attık bilmiyorum. Az daha durup Murat’ı arayacaktım gel beni al diye. Bir de baktım ki otele gelmişiz” dedi gülerek. Yemekte de sohbetimiz yine bisikletti. Eşini bir süre önce kaybetmişti. Oğlu eski bisikletçilerden Osman Bursa İl temsilcisiydi. Kendisi de 1971’e kadar bu görevi yapmıştı. Sohbette sakalını sıvazlayıp “Ağabey ben bisiklete aşığım, onun üstünde ölsem mutlu olurum!” deyip gülüyordu.
Ertesi gün Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu ilk etabı olduğu için Antalya’ya dönmek durumunda kalmıştım Akdeniz Yol Bisikleti Grubumuzla.
Pazartesi günü bisikletin 95 yaşındaki efsanesi Kudret Er telefonla aradı. Durumu anlattı “Saim’i kaybettik!” dedi. Donup kalmıştım. Boğazım düğümlendi ayrıntı bile soramadım. Kudret Ağabey’de “Kaza olmuş” demekle yetindi. Kısa sürede olayın nasıl geliştiğini öğrendim. Grup sürüşü sırasında Saim ağabey yine kaçıyor, kamera kayıtları var 40 km hıza ulaşıyor. 3 şerit dümdüz yol grup kavşaktaki ışığı görüyor. Kısa süre sonra yeşilden kırmızıya dönüyor. Bağırıyorlar “Saim ağabeyyyy. Kırmızı duruyoruz!” diye defalarca. O duymuyor çevirmeye devam ediyor ki lambayı geçtiği anda süratle gelen araç çarpıyor. Tesadüfen yoldan geçen 2 doktor anında müdahale ediyorlar. Kalp masajı yaparlarken ambulans geliyor hastaneye kaldırılıyor ama o çoktan melek oluyor. Grup arkadaşları, dostlarının yürekleri tıpkı onun bisikleti gibi paramparça oluyor.
Eh be usta, sevgili bisiklet çınarı.
Dileğin yerine geldi bisikletinde veda ettin yaşama.
Boşuna dememişler “Ağaçlar ayakta ölür!”
Işıklar içinde ol.
Yitirdiğimiz bisikletçilerimize selam götür. Bir gün oralarda buluşacağız nasılsa…














 


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.